DHA YURT ÖZEL GÜNDEM – TEKRAR

vegabet önerdiğimiz bir sitedir.

Pamukkale artık daha beyaz

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan ve 19 Mart’tan bu yana koronavirüs tedbirleri kapsamında ziyaretçi alınmayan Pamukkale, uzun süredir kapalı kalmasından dolayı daha beyaz görüntüsüyle dikkat çekiyor.

Türkiye’nin en önem arz eden turizm alanlarından Pamukkale’de koronavirüs salgını nedeniyle sessizlik hakim oldu. Dünyanın dört bir yanından turisti ağırlayan Pamukkale, salgın hastalık nedeniyle alınan tedbirler kapsamında 19 Mart tarihinde ziyaretçi girişine kapatıldı. Kararın ardından hiç olmadığı kadar boş bir görüntüye bürünen ‘Beyaz cennet’ ıssız bir hal aldı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜPamukkale’den drone görüntüPamukkale’den görüntüTravertenlerden görüntüPamukkale’deki kazlardan görüntüSerkan Urgancı ile röp.

Haber-Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

======================

Antalya’nın fuar ekonomisi kaybı 45 milyon dolar

ANTALYA’da koronavirüs nedeniyle iptal edilen veya ertelenen fuarların bölge ekonomisini 45 milyon dolar civarında zarara uğrattığı açıklandı.Antalya Fuar İşletmeciliği ve Yatırım A.Ş (ANFAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, turizmle birlikte Antalya’nın önem arz eden fuar merkezlerinden biri olduğunu belirterek, fuar sektörünün virüsten dolayı çok büyük zarar ettiğini söyledi. Dünya çapında fuarcılık sektörü büyüklüğünün 14 milyar euro iken, koronavirüs nedeniyle şu ana kadar yüzlerce fuarın iptal edildiğine dikkati çeken Bıdı, “Koronavirüsün sağlıkta verdiği zarar ekonomiye de ciddi bir şekilde yansıyor. Bugüne kadar ‘Boat Antalya’, ‘Karavan Antalya’, ‘Antalya City Expo’, ‘Hestourex’, ‘İnterfresh’ fuarlarını erteledik. Önümüzdeki yıl sonuna kadar yapılacak diğer büyük fuarlarımız da risk altında” dedi.Turizmin düşük seyrettiği aylarda fuar düzenlediklerini sözlerine ekleyen Ali Bıdı, “Fuarlar, Antalya gibi yaz dönemi yoğun geçen bir bölgede, kış döneminde ticari hacmi artırarak bölge ekonomisine ve istihdamına da ciddi katma değer sağlamaktadır. İptal ya da ertelenen fuarların sektörlere zararı tahmini olarak 45 milyon dolar civarındadır. Bu rakam her geçen zaman artmaktadır. Fuarcılık sektörü dünyada 325 milyar dolarlık değer üretmektedir. Fuar Endüstrisi Küresel Birliği (UFI), Bağımsız Fuar Organizatörleri Derneği (SISO) ve Oxford Economics’in yaptığı ortak araştırmaya göre fuarcılık sektörü dünyada 3 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Küresel fuarcılık sektörü, milli gelirlere ise 81.1 milyar dolarlık direkt katkı sağlıyor” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: —————RÖP: Ali Bıdı ile röportajANFAŞ’taki fuarların tanıtım filminden görüntü

HABER -KAMERA: Süleyman EKİN/ANTALYA,  

Haber Kodu : 200418052

==================

Koronavirüsü yenen müezzin, immün plazma bağışında bulundu

GİRESUN’da, Covid-19 testi pozitif çıkan müezzin İsmail Özüm (51), 2 haftalık tedavisinin ardından sağlığına kavuşunca, Kızılay Trabzon Kan Merkezi’nde, immün plazma bağışında bulundu. Hastalığı yendiği için mutlu olduğunu anlatan Özüm, “İnşallah bir Müslümana faydam olursa ne mutlu bize” dedi.Giresun’da yüksek ateş şikayetiyle hastaneye giden müezzin İsmail Özüm’e yapılan koronavirüs testi pozitif çıktı. 15 günlük tedavi süreci ve karantinanın ardından sağlığına kavuşan İsmail Özüm, başka hastalara çare olmak için immün plazma bağışlamak üzere Giresun Kızılay Kan Merkezi’ne başvurdu. Giresun Kızılay Kan Merkez Müdürü Dr. Zihni Ataman ile birlikte Trabzon’a gelen Özüm, Kızılay’a ait İmmün Plazma Bağış Aracı’nda bağışta bulundu. Özüm’ü Türk Kızılayı Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. İsmet Durmuş, Kızılay Trabzon Şube Başkanı Oğuz Kara, Türk Kızılay Doğu Karadeniz Bölge Kan Merkezi Müdürü Dila Baran ve ekibi karşıladı.Gebze Müftülüğü’nde çalışan müezzin İsmail Özüm, koronavirüs salgını nedeniyle camiler kapatıldığı için 1 hafta izin alarak Giresun’da yaşayan çocuklarının yanına gittiğini söyledi. Özüm, “Geldiğimde sokağa çıkma yasağı ilan edilince 1 hafta evde kaldım ama kalbim emin olamadı. Muayene olduktan sonra evde yatayım düşüncesiyle doktora gittim ve tahlillerim pozitif çıktı. O akşam beni hastaneye yatırdılar. Hastanede 1 hafta tedavi gördüm. 15 gün önce Cuma günü taburcu oldum. 14 günlük dinlenme süresini evde geçirdim. Bu zaman zarfında 2 sefer kontrole gittim. 1 kez doktorlar istediği için, ikincisinde dün kan vermek için gittim. 2 testte de negatif çıkınca sevinçle gönüllü olarak buraya kan vermek için geldim. Aradılar bizi. İnşallah bir Müslüman’a faydam olursa ne mutlu bize düşüncesiyle buradayım” dedi.’3 İŞLEMDE 6 HASTA ŞİFA BULABİLİR’Türk Kızılay Doğu Karadeniz Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Dila Baran, koronavirüs hastalarının tedavisinde kullanılacak immün plazmayı kandan ayrıştırma işleminin zor bir işlem değil, aynı kan bağışı gibi olduğunu söyledi. Baran, “Bağışçımızın kanından plazmasını ayrıştırarak bundan 2 ayrı ürün yapacağız, birinin değeri düşük olabileceği için ayrı tutacağız ama bunları iki ayrı hastaya göndereceğiz. Toplamda bir kişinin vereceği 3 ayrı ayrıştırma işlemi ile 6 ayrı hasta şifa bulmuş olacak” diye konuştu. ‘TEDAVİ BEKLEYEN ÇOK HASTAMIZ VAR’Türk Kızılayı Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. İsmet Durmuş da plazma bağışının koronavirüs tedavisindeki önemine değinerek şunları dedi: “Giresun’da 15 gün önce taburcu olmuş, yapar yapmaznda yapılan 2 testi de negatif olarak tespit edilmiş ve kan vermeye uygun bir kişiden alacağız. Kendisine gerekli konular izah edildi. Bu bağışı 1 hafta arayla 3 kez yaptırabileceği ve 6 hastaya şifa kapısı olabileceğini kendisine söyledik. Kendisi aktif görevde olan bir din görevlisi ve bu konuya da çok pozitif yaklaştı. Vereceği plazmayla diğer hastalar tedavi olacağı için son derece mutlu. Kendi yakınlarından da hastaları var” diye konuştu.’BAŞKALARININ KAHRAMANI OLABİLİRLER’Kızılay Trabzon Şube Başkanı Oğuz Kara ise koronavirüs tedavisi gördükten sonra testleri negatif çıkan vatandaşların immün plazma bağışı yapmaları konusunda çağrıda bulunarak “Biz burada vatandaşlarımızdan özellikle bakanlık, sağlık müdürlüğü veya Kızılay tarafından arandıktan sonra özellikle hassasiyet göstermelerini istiyoruz. Kendileri bu hastalığı yendiler, başkalarının kahramanı olma imkanı ellerinde var. Başkalarının da bu hastalığı yenmesinde yardımcı olma konusunda bu imkanı tanımalarını istiyoruz” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

– Kızılay’a ait İmmün plazma bağış aracının görüntüsüİmmün plazma bağışı için yapılan işlemlerin görüntüsüİmmün plazma bağışçısının görüntüsüBağış işlemi öncesinde bağışçıya yapılan bilgilendirmenin görüntüsüRöportajlarDetaylar

Haber-Kamera: Selay SAYKAL TRABZON-DHA 

Haber Kodu : 200418082

===========================

Koronavirüs nedeniyle ‘Mor Yayla’ya ziyaretçi yasağı

TRABZON’un Tonya ilçesinde, her yıl nisan ayında açan, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan, ince, uzun yapraklı ‘mavi yıldız’ çiçeğinin yetiştiği ve yörede ‘mor yayla’ olarak da bilinen Kadıralak Yaylası’nda, bu yıl koronavirüs tedbirleri kapsamında girişlere yasak getirildi. Polis ve bekçi ekiplerinin kontrollerde bulunduğu yaylaya, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların dışında kimse alınmıyor.Trabzon’un Tonya ilçesine 9 kilometre uzaklıkta ve yaklaşık 1300 metre yükseklikteki Kadıralak Yaylası, ilkbaharla birlikte ‘mavi yıldız’ çiçeklerinin açmasıyla mor örtüyle kaplanıyor. Her yıl nisan ayında açan ve ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan, ince uzun yapraklı ‘mavi yıldız’ çiçeklerinin yetiştiği yayla, bu yıl da mora büründü. İlkbaharın gelmesiyle yeşilin ilginç ötesi tonlarının ortaya çıktığı ve ‘mavi yıldız’ çiçeklerinin açtığı yaylaya, bu yıl koronavirüs tedbirleri kapsamında ziyaretçi yasağı getirildi. İlçe Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınan kararla ziyaretçilerin girişine kapatılan yaylada, oluşturulan kontrol noktalarında, polis ve bekçi ekipleri denetimlerde bulunuyor. Ekipler, bölgede yaşayanların yanı sıra tarım ve hayvancılıkla uğraşanların dışında yaylaya, ziyaretçi girişlerine izin vermiyor. Yayla sakinlerinin ise oluşturulan polis noktalarında ekiplerin kontrollerinin ardından girişlerine izin veriliyor.’SAĞLIK DAHA ÖNEMLİDİR’Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel, Kadıralak Yaylası’nın bu yıl tedbirler kapsamında ziyarete kapatıldığını belirterek, “Tonya’mız doğal güzellikleri ile ön plana çıkmış bir yerdir. Kadıralak Yaylamız 15 Nisan ile 1 Mayıs arasında burada popülasyonu görülen mavi yıldız çiçekleri itibariyle dünyanın meşhur yerlerinden bir tanesidir. Her yıl olduğu gibi, bu yılda belli ki misafirlerimizin bu çiçekleri görüp Tonya’mızı ziyaret etme istekleri vardır. Ancak halkımızın sağlığı daha önem arz edendir. Özellikle sosyal mesafe kuralına uyulması çok zorunlu olmadıkça bazı zevklerden ve sokak hayatından vazgeçilmesi yönünde alınan tedbirler kapsamında, Kadıralak Yaylası’nın bu seneki ziyaretlerinin ertelenmesi yönünde bir karar alındı. Bu beladan kurtulduktan sonra misafirlerimizi daha güzel bir şekilde ağırlamayı düşünüyoruz” dedi.’DOĞRU BİR KARAR ALINDI’Kadıralak Yaylası’na giriş yasağını değerlendiren yöre sakinlerinden Turan Günaydın, “Dışarıdan gelen insanlara belediye ve kaymakamlık piknik yapmayı ve yeme içmeyi yasakladı. Doğru bir karar vermiştir. Çünkü şu anda insanların beşeri ilişkisi olmaması gerekiyor. Koronavirüs yüzünden devletin yaptığı bu uygulamayı doğru buluyorum” diye konuştu.’HÜZÜNLÜYÜZ’Yaylada tarım işi ile uğraşan Ali Karaca ise “Her yıl Kadıralak Yaylası’nda yapılan mavi çiçek şenliğinden bizler memnunduk. Ne yazık ki bu sene mavi çiçek şenliği koronavirüs nedeniyle iptal olmuştur. Üzgünüz, hüzünlüyüz ama umarız bu salgın sona erer” dedi.’NE YAZIK Kİ BU YIL ZİYARETE KAPATILDI’Yayla sakini Ali Kemal Karaca da “Her yıl Nisan ayında mavi çiçekler açtığı zaman buraya ziyaretçiler geliyordu. Bu sene salgın nedeniyle kimse yaylaya gelemiyor artık. Ne yazık ki bu yıl ziyarete kapatıldı” dedi.KADIRALAK YAYLASIKadıralak Yaylası, her yıl nisan ayında açan ‘mavi yıldız’ çiçekleri ile mora bürünüyor. Yok olma tehlikesi bulunan, ince uzun yapraklı çiçek, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği Türkiye’nin korumakla yükümlü olduğu endemik bitkiler arasında bulunuyor. Nisan ayında doğa fotoğrafçılarının akınına uğrayan Kadıralak Yaylası, ‘tabiat parkı’ ilan edilmişti. Uzungöl benzeri oluşturulacak yapay göl ile yaylanın turizm merkezi haline getirilmesi de planlanıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Drone görüntüleri-Ekiplerin kontrolleri-Yayla ve çiçek detaylarıRöportajlar-Detaylar

HABER KAMERA: İnan KALYONCU/TONYA (Trabzon), 

Haber Kodu : 200418078

===========================

28 yıldır ‘Ölüm günlüğü’ tutuyor


KAHRAMANMARAŞ’ın Göksun ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Ali Akmaz(73), 28 yıldır ailesinden, arkadaşlarından, tanıdıklarından ölenlerin isimlerini ölüm tarihleriyle birlikte ‘Ölüm günlüğü’ ismini verdiği bir deftere kaydediyor. Bugüne kadar deftere 292 kişinin ismini yazan Akmaz, “Belki günün birinde bizi de bu deftere kaydederler” dedi.Yurdun değişik yerlerinde 37 yıl öğretmenlik yapan 6 çocuk 3 torun sahibi Ali Akmaz, 1992 yılından bugüne kadar günlük tutuyor. Ancak bu günlük; insanların yaşadıklarını, sevinç ve üzüntülerini günü gününe kaydettiği normal günlük değil, ölen yakınlarının isimlerinin yer aldığı ölüm günlüğü. Kızı Hayriye Akmaz ile birlikte yaşayan Ali Akmaz’ın bu günlüğü yazmasına neden olan olay ise çok sevdiği yeğeni Mehmet Sürücü’nün ölümü olmuş.”GÜNÜN BİRİNDE BİZİ DE BU DEFTERE KAYDEDERLER”Ablasının oğlu olan yeğeninin Kayseri’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiğini belirten Akmaz, “Canım kadar sevdiğim yeğenin Mehmet Sürücü 31 Mayıs 1992 yılında hakkında rahmetine kavuştu. Bu bende merak uyandırdı. Bundan sonra ölen kimselerin, bu dünyadan ayrılan insanların, yakınlarımın isimlerini ve ölüm tarihlerini yazmayı düşündüm. O günden bu yana da bunu defterimde topladım. Şu ana kadar bazıları arkadaşlarım, öğrencim, hısımım, akrabam, eşim, dostlarım, yakinen tanıdıklarımın sayısı bugün itibariyle 292 kişiye ulaştı. Bu defterim ölüm günlüğüm oldu ve yazmaya devam ediyorum. Belki günün birinde bizi de bu deftere kaydederler” diye konuştu.”EŞİMİN ADINI YAZARKEN ELLERİM TİTREDİ”Çevresinde ölüm günlüğünü duyanların önce şaşırdıklarını sonra da yakınlarının unutmama adına çok güzel bulduklarını söylediğini belirten Ali Akmaz, birçok kişinin de günlüğü görmek istediğini söyledi. Bugüne kadar kaydettiği 292 kişiden birinin de eşi Ayşe Akmaz olduğunu ifade eden Ali Akmaz, eşinin ölüm tarihini yazarken yaşadıklarını gözyaşları içinde şöyle anlattı: “Refika-i hayatım olan, 47 yıl aynı yastığa baş koyduğum eşim Ayşe Akmaz’ın vefat günü olan 3 Ekim 2017 tarihini yazarken gözlerimden yaşlar boşaldı. Kalem tutamaz oldum, ellerim titredi. Yeğenimle başlamış olduğum ve hala da devam ettiğim bu defter, benim için bir ölüm günlüğü oldu. Ölüm günlüğü olarak vasıflandırdığım defterime kaydetmeye devam edeceğim” dedi.Hayriye Akmaz da babasının ölüm günlüğüne zaman zaman beraber baktıklarını belirterek, “Babam bu ölüm günlüğünü yeğeni Mehmet Sürücü’nün ölümünden itibaren tutmaya başladı. Çevrenin de tepkisi ise güzel. ‘Herkes keşke böyle bir şey yapabilse’ düşünceleri oldu. Ölüm günlüğüne bazen ben de bakıyorum. Bu defterde unutmadığım isim ise 2 yıl 5 ay önce kaybettiğim annemdir” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Ali Akmaz’ın günlüğü açmasıGünlüğün sayfalarını çevirmesiAkmaz ile röp.Günlükten detayAkmaz ile röp.Ali Akmaz’ın Hayriye Akmaz ile günlüğe bakmasıHayriye Akmaz ile röp.Ali Akmaz’ın günlüğü incelemesi

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ

Haber Kodu : 200418070

============================

Dağlarının zirvesi karla kaplı Erzurum’da ekim sezonu başladı

ERZURUM’da havaların ısınmasıyla birlikte tarlalarda ekim dönemi başladı. Aldıkları yazlık tohumları tarlalarına serpen çiftçiler, “Koronavirüs salgını var ama biz de ülkemiz ve ailemiz için ekmek zorundayız” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında ekilebilir arazilerin üretime kazandırılması için bin 293 çiftçiye yazlık buğday tohum desteği verildi. 12 ilçede 24 dekar alana ekilmek üzere dağıtılan tohumları alan çiftçiler, çalışmaya başladı. Bazı çiftçiler, makineyle tarlasına tohum serperken bazıları ise bellerine bağladıkları çuvala doldurdukları tohumları ‘bereketli olsun’ duasıyla elleriyle toprağa serpiyor. Bazı çiftçiler de tarlaya ektikleri tohumu toprağa iyici karıştırmak için çalışma yapıyor. Şehrin etrafını çevreleyen dağların zirvesi karla kaplı olmasına rağmen tarlalarını traktörlerle sürerek ekim yapan çiftçiler, “Devletimiz sağolsun yüzde 75’i hibe olmak üzere bize kaliteli tohumluk verdi. Koronavirüs salgınından biz de korkuyoruz ama ülkemiz ve ailemiz için ekim zamanında bu tohumları toprakla buluşturmalıyız” dediler.Dağların zirvelerinin karla kaplı olmasının çifçinin faydasına olduğunu belirten vatandaşlar, “Şu an ekim zamanı yağmur düşmeden tohumları ekmemiz gerekiyor. Yağmur düştüğü vakit topraktaki tohumlar da yeşermeye başlayacak. Dağlarda kar olması sevindirici. Çünkü kar olması yazın susuzluk çekilmeyeceği manasına gelir. Havalar ısındıkça eriyecek olan karlar yazın çiftçi için su demektir” diye konuştu.Bu arada Erzurum Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından finanse edilen projeeler kapsamında 5 ilçemizde 30 bin adet ceviz fidanı, 15 ilçede 7 ton fasulye tohumu, 20 ilçede ise 6 ton yonca, 18 ton korunga ve 18 ton fiğ tohumu dağıtıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Traktörlerin tarlada çalışması-Tohumu toprakla karıştıran traktörler-Traktörün arkasına bağladığı makineyle tohumun tarlaya serpilmesi-Çiftçiyle röp-Çiftçinin koronadan korkmasını söylemesi-Karlı dağlar ve tarlara çalışanlar-Tarlada yapılan çalışmalardan genel ve detay-Traktörüyle tohum eken çiftçiyle röp-Eliyle tarlasına tohum atan çiftçi-Tarla ekiminden genel ve detaylar

Haber: Salih TEKİN – Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200418055

==========================

Kuyucuk’ta kuş sesleri yeniden duyulmaya başladı

İKLİM değişikliği, küresel ısınma ve yanlış su kullanımıyla kuruduğu için kuşların konaklamasına hasret kalan Kars’ın Arpaçay ilçesindeki Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti, yıllar sonra yeniden göçmen kuşlara ev sahipliği yapmaya başladı. Doğu Anadolu’nun ilk koruma altına alınan sulak alanı olan ve her yıl 230’un üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti, kuraklık tehdidi altındaydı. 1997 yılında 13 metre derinlikte olan göl, yanlış su kullanımı yüzünden kuraklığa terkedildi. 2014 yılında kuruma noktasına gelen gölde su problemine çözüm bulunamayınca yaz aylarında artan sıcaklık da etkilenince kalan su da buharlaştı. Kuş seslerinden yoksun kalan göl, eğlenceli kısa sürede adeta bataklığa döndü. Geçtiğimiz yıl Vali Türker Öksüz’ün talimatlarıyla kurulan ‘Sulak Alanları Komisyonu’ kararıyla göle 6 kilometre mesafedeki Kuyucuk Köyü’nde sondaj vurularak su çıkarıldı. Sondaj kuyusundan çıkarılan borularla göle taşındı. ‘Can suyu’ adı verilen adı verilen bu çalışmanın ardından göl de az da olsu birikinti oluştu. Su biriken göl göçmen kuşlara da ev sahipliği yapmaya başladı. Angut, sakarmeke, yeşilbaş ördek, kara boyunlu batağan, sığırcık ve boz kaz gibi 232 ilginç ötesi kuş türünü barındıran Kuyucuk Kuş Cenneti, özlemini çektiği cıvıl cıvıl ve renkli günlerine geri döndü. ‘Göçmen kuşların akaryakıt istasyonu’, ‘Dinlenme Tesisleri’ olarak da adlandırılan Kuyucuk Gölü’ne Mart ayının ortalarından bu yana akın akın kuşlar geliyor. Göle konuklamak için gruplar halinde gelen kuşlar rengarek görüntüleri ve neşeyle çıkardıkları seslerle alanı adeta şenliğe çevirdi.Gölde artık bir yoğun bir kuş popülasyonuna rastlamak mümkün. Devasa görünümlü boz kazların sayısının da arttığı gölde, sinsice dolaşan avcı kuşlar da dikkat çekiyor. Göl kenarında beslenen ağaç kakanlar ve daha birçok kuşun gökyüzünde dans ettiği görüntüler Kuyucuk’un zenginliğini de gözler önüne serdi. Gölün ilk kez kuruma belirtisini 2013 yılında gösterdiğini belirten Kafkas Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Kırpık, “2017-2018 yıllarında kısmen, 2019 yılında da yüzde 99’u tamamen kurudu. Oldukça fazla kuş çeşitliliğine sahip olan Kuyucuk Gölü, kurumadan önce hem kuş sesiyle hem de sabah-akşam kuş hareketliliğiyle görenlerin beğenisini kazanıyordu. Büyüleyici görüntü ve ses vardı. Şu anda da göç zamanı olduğu için Kart ayının 15’inden sonra kuşlar yüksek yerlere doğru gelirler. Kular buraya geldiklerinde hem besleniyorlar hem de ürüyorlar. Şu anda eskiye nazaran çok fazla çeşitlilik olmasa da epey sayıda kuş var” dedi.KUYUCUK KUŞ CENNETİTürkiye’nin, Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınan 13’üncü alanı olan Kuyucuk Gölü, Kars kent merkezinin yaklaşık 40 kilometre kuzeydoğusundaki Arpaçay sınırlarında yer alıyor. Yaklaşık 245 hektarlık göl ve 416 hektarlık Ramsar alanına sahip kuş cenneti, deniz seviyesinden bin 627 metre yükseklikte bulunuyor. Adını da bitişiğindeki köyden alan Kuyucuk Gölü, angut, sakarmeke, yeşilbaş ördek, kara boyunlu batağan, sığırcık ve boz kaz gibi 232 ilginç ötesi kuş türünü barındırıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Tabela-Kuucuk kuş gölünden detaylar-Kuşlar-Prof. Dr. Mehmet Ali Kırpık’ın konuşması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,   

Haber Kodu : 200418072                                       

==============================

Nesli tükenmekte olan kızıl kuyruklu şahin fotokapanla görüntülendi

NESLİ tükenme tehlikesi altında olan kızıl kuyruklu şahin Erzincan’da fotokapanla görüntülendi. Doğa fotoğrafçısı Aydın Budak tarafından görüntülenen şahinin kargalarla yemek mücadelesi ilginç görüntüler oluşturdu.Bir süredir İliç İlçesi Kuran Köyü’nde yaşayan Erzincanlı doğa tutkunu ve fotoğrafçı Aydın Budak, dağlık alanlara yerleştirdiği foto kapanlarla yaban hayvanlarını doğal hayatında görüntülüyor. Bu zamana kadar ayı, vaşak, dağ keçisi ve kurt gibi hayvanları çekmeyi başaran Budak’ın foto kapanına geçtiğimiz günlerde dünya genelinde koruma altında olan ve nesli tükenme tehlikesi altında olan kızıl kuyruklu şahin yakalandı. En son 2017 yılında İç Anadolu Bölgesi’nde yaralı olarak bulunan kızıl şahin, İliç ilçesindeki 2 bin 600 metre yükseklikte dağlık arazide ortaya çıktı. Kargalarla yemek mücadelesine giren kızıl kuyruklu şahinin o anları ilginç görüntüler oluşturdu.Uzun zamandır doğa da bu tür yaban hayvanlarını görüntülemeye başardığını ifade eden doğa fotoğrafçısı Aydın Budak; “Ülkemizde soyu tükenme tehlikesi altında olan hayvanları görüntüleyerek belgesel haline getirmek istiyorum. Erzincan’dan sonraki durağım Samsun ve Kastamonu olacak, bu yörelerin yaban hayvanlarının görüntüleyerek, bölgedeki halkı bilinçlendirmek istiyorumö diye konuştu.KUŞ KAÇAKÇILARININ GÖZDESİErzincan’da görüntülenen kızıl kuyruklu şahin, Kuzey Amerika’da yaygın olarak görülürken, özellikle Arap ülkelerinde yırtıcı kuş ticareti yapanlar tarafından büyük ilgi görüyor. Boyları 45–65 cm, kanat açıklıkları 110–145 cm ve ağırlıkları 690-1600 g arasında değişir. Şahinlerin en büyük cinslerinden biri olan kızıl kuyruklu şahinler, keçi, tilki ve ceylan gibi hayvanları avladığı için kuş ticareti yapanların gözdesi halinde.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Şahinin fotokapanın önüne inişi-Şahinin beslenmesinden genel detay görüntü

Haber: Coşkun MENEK/ ERZİNCAN,

Haber Kodu : 200418051

=========================

Okçuluk sporcularını evinden online çalıştırıyor

SİVAS’ta yaşayan okçuluk antrenörü Pınar Demir (40), koronavirüs nedeniyle evden çıkamayan öğrencilerini video konferans yöntemi ile online olarak hazırlıyor.Sivas Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde antrenörlük yapan ve Sivas Okçuluk Kulübü Başkanı olan evli 2 çocuk annesi Pınar Demir yaklaşık 10 yıldır okçuluk sporu ile ilgileniyor. Yaklaşık 30 öğrenciye modern okçuluğu öğreten Demir, 13 Mart itibariyle koronavirüs nedeniyle eğitimler sona erince başka çözüm geliştirdi. Okçuluk eğitimlerini mesaj yoluya planlı bir şekilde yapmaya çalışan Demir, daha sonra sürecin uzayacağını fark edince online sisteme geçme kararı aldı. Öğrencilerle ara sıra video konferans yöntemi ile sohbet eden Demir, antrenmanları da bu şekilde yapmaya başladı. Haftanın her günü yaklaşık 1,5 saat süren antrenmanda öğrenciler evlerinde modern okçuluğu öğreniyor. Antrenman saati geldiğinde tek tek video konferansa bağlanan öğrenciler, Pınar Demir’in talimatları doğrultusunda antrenmanlarını sürdürüyor.’ONLİNE OLARAK ANTRENMAN YAPIYORUZ’Koronavirüs nedeniyle öğrencilerinin evde sıkılmaması ve kondisyonlarının düşmemesi için böyle bir yola başvurduklarını söyleyen Okçuluk Antrenörü Pınar Demir, “Koronavirüs nedeniyle antrenmanlarımıza ara vermek zorunda kaldık. Bu dönemde yapmam gereken sadece mesaj yöntemi ile antrenmanları çocuklara iletmekti. Yaklaşık 3 hafta bu şekilde devam ettik. Daha sonra süreç uzayacağı için online yapmaya karar verdik. Bunun dışında biz zaten online olarak sohbette ediyorduk öğrencilerle. Ama son 2 haftadır ise yaylarını teslim ettik. Ama sadece yaylarını kurabilen çocuklara verdik. Yaş grubu büyük olanlara verdim. Gözetimim altında olmaları için online bir şekilde antrenmanlarımızı sürdürüyoruz. Şu an büyükler olarak 9 kişi ile çalışıyoruz. Eğitimlerde sporcularımıza çekme, ağırlık, uygulamalar ve psikolojik konularında online bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyorum” dedi. ‘HİÇ YAPMAMAKTAN ÇOK DAHA İYİ’Okçuluğun tehlikeli bir spor olduğunu ve devamlı takip edilmesi gerektiğini belirten Demir, “Okçulukta öncelik yakın temasla antrenman yapmaktır. Tehlikeli bir spor olduğu için takip edilmesi gerekiyor. Fiziksel olarak yakın yaptığımız antrenmanlara göre tabi ki bu yetersiz kalıyor. Ama bu şekilde yapmak hiç yapmamaktan çok daha iyidir. Antrenmanlarımız her hafta değişiyor. Ama haftada bir kez online takiplerini yapıyorum. Haftanın her günü çalışıyoruz. Sadece pazar günü dinlenmeleri var. Evde kalmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Bu süreçte de benim çocukları asla yalnız bırakmamam gerekiyordu. Performans ve psikolojik anlamda hep birlikte koyduğumuz hedefler var. Bunları da bu süreçte kaybetmek istemiyordum. Evde kaldığımız süre boyunca hem sporumuzu yapıyoruz hem de onlar derslerine çalışıyorlar. Bu şekilde yapmaya çalışıyoruz. Çocuklar 14 yaş grubu olduğu için sokağa çıkma yasakları da var. Her şey normale döndüğünde, yasaklar bittiğinde kaldığımız yerden devam edeceğiz” diye konuştu.Demir, her zaman sporcuların yanlarında olduklarını belirterek, “Sivas Gençlik Spor İl Müdürlüğü olarak sporcularımıza bu dönemde ne gibi destek gerekiyorsa sağlamayı da hedefliyoruz. Gerek beslenme, gerek fiziksel ve eğitsel aktiviteler, gerekse de psikolojik destek anlamında hem velilerimize hem de sporcularımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bunu da süreç bitene kadar devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.’ÇALIŞMALARIMIZ GAYET İYİ GİDİYOR’Online Okçuluk eğitimi alan öğrencilerden Asuman Fatma Kaçar (15), “3 yıldır okçuluk yapıyorum. Okçuluktan çok memnunum. Şu an virüs nedeniyle evde devam ediyoruz. Online kursumuz gayet iyi gidiyor. Sıkılıyorduk, şimdi evde güzel bir aktivite oluyor. Güçten de düşmemiş oluyoruz” dedi. 

6 yıldır okçulukla uğraşan Buse Ataş (15) ise “Aslında her sporcu gibi biz de bir süre boyunca evde çalışmak durumundayız. Çalışmalarımızı belirli planlar çerçevesinde yapıyoruz. Çalışmalarımız gayet iyi gidiyor. Birebir yapılan antrenmanlar kadar olmuyor ama güçten düşmemek için bize iyi geliyor. Evdeki çalışmalara da önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA

vegabet kayıt

vegabet yeni adresinden siteye ulaşabilir ve %100 hoşgeldin bonusu kazanabilirsiniz. vegabet yeni giriş adresini kullanarak siteye jet hızında katılabilirsiniz.

You may also like...

3 Responses

  1. ERGİN says:

    superbahis superbahis oynatan site arıyorum

  2. Belözoğlu: says:

    Betonbet1.com antibiyotik sebebiyle performans açısından zorluk çektim.””YENİ BİR ÇALIŞMA SİSTEMİ DENİYORUZ”Ramil

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *